7 Ocak 2007

Band of Horses

South Carolina'lı grup Band of Horses'dan bahsedeceğim bugün. Folk'un distort edilerek modern, postmodern ve hatta antikkuntik hallerde değişerek yeni janrlar yaratmasına ve karşımıza çıkmasına çokça alıştığımız ve seve seve dinlediğimiz şu günlerde Band of Horses samimiyetiyle kendini ayırıyor. Yumuşak, ince sesli vokal Ben Bridwell'in babasına konulan kanser teşhisinden sonra sürekli telefonlara zıplayan ve alarm halinde yaşayan biri olunca, hep cenazeye hazır yaşayan ruh halini "The Funeral" şarkısında gayet başarılı bir anlatım ile süslemiş kendisi. Bu ruh haline aldanmayın, adı üstünde "Weed Party" adlı şarkılarının "yee-ha!"larla başlaması bir anda grup hakkındaki hüzün fikrinizi değiştirebilir. "The Great Salt Lake" ise yine Everything All the Time adlı güzel albümlerinden çok yakışıklı bulduğum bir şarkı.
Fakat "Monsters"'a değinecek olursak, zaten "If I am lost it's only for a little while"(bu post ve bu lafın emekçisi Can D. beye selamlar) gibi satır arası mesajlarıyla dinlemekten daha çok bi düşünce bulutunun içine hop diye alıyor sizi. Albüm favorim ise haliyle Monsters oluyor bu durumda. Iron and Wine ile çıktıkları turnelerde ise birçok hayran kazanmışa benziyorlar internette dolaşan bilgilere bakıcak olursak. Pitchfork ise Band of Horses'dan Shins ve My Morning Jacket esintileri var ve grubun en iyi yanı narin dengeler diye bahsediyor. Aynı fikirdeyim, samimi, narin, kırılgan ama umut dolu. Bu yıl da böyle geçer umarım. Kendilerinin bu kibar kırılgan hallerinin dışında ne kadar şebelek olduklarını görmek istersiniz belki diye "The Great Salt Lake" videosunu da koyuyorum buraya. Ha bir de, köpeklerini çok seviyorlar.

Band of Horses - Monsters
Band of Horses - The Funeral

MySpace
Official Site

5 yorum:

can deha demiş ki..

Everything All the Time ne hikmetse beni özellikle vurucu mısralarıyla çok etkilemekte. Misal the Funeral'da "every occasion i'll be ready for a funeral", The Great Salt Lake'de "if ever beat down we know who we are" ve I Go to the Barn Because I Like the'da "maybe i'll tell you sometime" dizelerinin kendi başına vuruculukları bir yana, bir de üstüne şarkılar sanki bu sözler üzerine inşa edilmiş gibi olunca insan kendi hayatını şöyle bir gözden geçirme ve değerlendirme hissiyatıyla doluyor bir anda. Tabii her halükarda, if i'm lost it's only for a little while...

Bu arada Everything All the Time albümü Pitcforkmedia'nın 2006'nın en iyi 50 albümü sıralamasında 12. sırada kendine yer bulmuş, tüm listeye http://pitchforkmedia.com/article/feature/40007/Staff_List_Top_50_Albums_of_2006 adresinden ulaşılabilir. Ayrıca bu ortam aracılığıyla 2006'nın en iyi albümünü The Knife - Silent Shout olarak seçen zihniyeti müsaadenizle kınıyorum. Bir de Pitchfork demişken şu link'e de değinmeden geçmemek gerek, Band Of Horses'ın label'ı Sub Pop'u da bir kez daha kutlamak için oldukça iyi bir neden: http://www.subpop.com/features/pdork/

suninherhead demiş ki..

can deha aka da Can D. bey çok iyi demiş, tüm yorum atanlarımız sana benzesin inşallah. evet yani silent shout çok iyi bi albüm bence ama yine de 1. olamaz sanki. peki kim olur?

can deha demiş ki..

Can D is in da house. Bu arada müstakbel yorumculara durduk yere niye beddua ediyorsunuz efenim, yazık günah çocuklara...

Adsız demiş ki..

www.myspace.com/okwellso

Adsız demiş ki..

harika