26 Mart 2007

Arcade Fire - Neon Bible

Yazıya başlamak oldukça zor. Çünkü Arcade Fire için çok güzel olmuş, albüm tabi ki harika demek çok kolay belki de. Yazıya başlamak zor çünkü kendi penceresinden tüneller kazan bir adam ve Funeral rüyası üstüne kelimeleri o tarafa kaçırmak, demek istediğimden uzaklaşmak çok kolay. Bu nedenle merak etmeyin kimseyi tasvirlere boğmadan, lafı uzatmadan yazacağım bir albümün çıkış tarihini beklemenin ne kadar zor olduğunu anımsatan Neon Bible hakkında.

Kendi isimli EP'leri, ardından ilk albümleri Funeral (2004)'dan sonra gelen ikinci çalışma Neon Bible 6 Mart'dan beri sokakta, yolda, işte, evde, okulda sadece kulağımda değil kafamda da dönüp duruyor. Beyaz sayfa üstünde herzaman o kadar anlam ifade etmeyen ama Arcade Fire eli değdikten sonra açıklanamayacak katmanlar haline gelen sözler yazan Win Butler'ı anlamaya çalışıyorum. Funeral aileler, çocuklar, "seni seviyorum" hariç herşeyi diyebilen aşklar, ölüm, malum cenaze hakkındaydı. Neon Bible ise bir nevi Funeral'ın bıraktığı yerden ölümden bir adım ileri gidiyor, ölüm öncesi sonrası için büyük resime bakıyor, inançlardan bahsediyor.

Din ve inanç şaşkınlığı içindeki insanlığa atıflar yapan albümün halen politik olmadığını düşünüyorum, ancak bu büyük resim biraz fazla büyüyor ve kaçınılmaz şekilde aklımıza "güncel" bir takım figürler getiriyor. Albümün açılışı Black Mirror'da "Mirror, mirror, on the wall/Show me where them bombs will fall" dediği anda irkiliyorum açıkçası. Ve bu albüm boyunca yer yer açık/kapalı devam ediyor. "Because the planes keep crashing always two by two", "Working for the church while my family dies", "I don't want to fight in the holy war/I don't want to live in America no more", "World war three, when are you coming for me?". Tüm bunlara ihtiyacımız var mıydı bilemiyorum. Yani malum meselelerden bahsedilmesi değil beni yoran, bu kadar açık dile gelmesi. Beklerdim ki büyük resime hayatın küçük anlarından, hikayelerden, rüyalardan geçiş yapılsın. Bir şarkı dışında diğer 10 şarkı bu yönde ilerliyor.

Evet dediğim gibi bu iticilik aslında biraz da sözlere kağıt üstünde kafa yormaktan. Oysa albümü dinlemeye başladığınızda her ne kadar olan bitene gözlerinizi kapayamasanız da, müziğin yarattığı his daha farklı. Neon Bible hem lirikal hem de müzikal açıdan Funeral'a göre daha kendi içinde tutarlı bir albüm (Neighborhood serisi vesaire ile öbür türlü gözükmesine rağmen). Bu yüzden baştan sona belli bir tutarlılık oluşturan albüm çıkmadan önce ortalıkta gezinen şarkılar beklentileri çok dalgalandırmıştı. Kilisede kayıtları yapılan albüm selefine göre çok daha karanlık, zaman zaman gotik, dev kilise orgları eşliğinde yankılanıyor. Win Butler kesinlikle çok daha iyi şarkı söylüyor, ayrıca Régine Chassagne de bir adım öne çıkmış durumda. İkisini böyle dinlemek beklentilerimi aştı hakikaten.

Karanlık demişken söze girelim, aynı zamanda ilk single olan Black Mirror bunu bastıra bastıra giriyor albüme. Funeral'ın açılışının yarattığı hislerin aksine Neon Bible ürpertici başlıyor. Öyle bir şarkı ki buna alıştığınız zaman Neon Bible'a aşina olmuşsunuz demektir. "Not much chance for survival/If the Neon Bible is right" diyerek albümü özetleyen ve ismini veren Neon Bible en ilginç Arcade Fire şarkısı belki de. Kilisede geçirilen günlerin kanıtı Intervention ise muhtemelen albümün kitle hiti olacak. Black Wave/Bad Vibrations sanırım 10 şarkı içindeki favorim. Haiti hikayesinin bir devamı olan eşsiz Win/Regine düeti sözlerin kağıttan nasıl hayata geçtiğini saniye saniye kanıtlayan bir şarkı. Win Butler öyle bir anda sanki gökyüzünden kapkara bir bulutun üstünde iniyormuşçasına basıyor ki şarkıyı kıpırdayamıyorum yerimden. Hiç de iyi haberlerle gelmiyor hem de. "There's a great black wave in the middle of the sea/For me/For you/For me/It's always for you". My Body Is A Cage biraz fazla gotik, Windowsill ise işin içine MTV'yi bile karıştırarak beni hayal kırıklığına uğratan parçalardan.

Neon Bible izlenimlerim bunlardı ve yazması zordu ama şimdi tüm yazdıklarımı unutun. Albümde bu şarkı böyle, şu şarkı süper, öbürü bayık demenin çok ötesinde derinlerden gelen birşeyin farkına varmalıyız. Müzik duygu demek. Ne yazık ki bu ikilinin çoktandır yan yana gelemediği bir zamanın çocuklarıyız. Kendimi şanslı hissetmeliyim, kendinizi şanslı hissetmelisiniz çünkü müzik anlamını bulmaya başlarken, değişirken, tüm bunlara tanıklık ediyoruz. Arcade Fire ile birlikte şarkılar söylüyoruz, hem de içimizden gelerek, ağlayarak, gülerek, en masum halimizle hissederek. Sonunda bunu yapabiliyoruz.

Ve benim sözlerimi anlamsız kılan o şarkı. Hiç kimsenin, hiç birşeyin ulaşamadığı o en temiz an. No Cars Go. Sonunda oraya varabildik.
"Us kids know
Between the click of the light and the start of the dream"

Arcade Fire - Intervention
Arcade Fire - Black Wave/Bad Vibrations
Arcade Fire - No Cars Go

Resmi Site
Neon Bible Sitesi
Myspace

5 yorum:

ozgemor demiş ki..
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ozgemor demiş ki..

ben de özellikle "Black Wave/Bad Vibrations" şarkısını dinlerken şanslı hissetmekteyim kendimi. yazınız çok güzel olmuş efenim. bu arada politik göndermelerin bana doğal geldiklerini ve itici olmadıklarını düşünüyorum ama belki de müzik düşüncelerimi gölgeliyodur. bilemedim şimdi. neyse dinlemeye devam edelim.

Sera demiş ki..

No Cars Go albümü ilk dinleyişimde dikkatimi çeken parçaydı. Gittikçe mainstreame kaydığını düşünüyorum bu grubun. sanki daha çok insan dinlemeye başladı gibi geliyor.

Frankly Mr Shankly demiş ki..

Evet evet... Albüm harika fakat ilk albümdeki avangard tavrı göremiyorum...

Adsız demiş ki..

albüm geçen perşembe elime ulaştı. o günden beri dinliyorum. gerçekten harika bir albüm. windowsill en çok beğendiğim parçalardan biri. ben de arcade fire dan böyle bir şeyi hiç beklemezdim. ama ben bu konuda iyi düşünüyorum. her zaman arcade fire ın da şu samimiyetsiz MTVde çıkan tiplere benzeyeceğinden korkmuştum. ancak bu şarkıyla korkularım sona erdi. bence tüm dinleyenler de böyle düşünmeli. hem dünyamızda bu kadar çok kötü gelişmeler, savaşlar olurken arcade fire ın bunlar yokmuş gibi davranması hiç hoşuma gitmezdi.